İstanbul’daki vintage dükkanlarını araştırırken, Anadolu yakasının tek vintage dükkanı Sandık Vintage’a rastladım. Benim kadar eskiye düşkün birinin bu dükkanı ziyaret etmemesi olmazdı. Epey bir süre denk getiremedikten sonra, bir kaç hafta sonu ilk ziyaretimi gerçekleştirdim. Öve öve bitiremeyeceğim bir dükkanla karşı karşıyaydım!
Dükkan sahibi Şefkat Hanım, 25 yıldır biriktirdiklerini tertemiz korumuş, gözü gibi bakmış en ufak parçalara bile. 300 parçadan kalabalık bir çanta koleksiyonu, ünlü tasarımcılara ait parçalar, güneş gözlükleri, her dönemden oluşan homojen ve tertemiz bir hazır giyim koleksiyonu, aksesuarlar, şapkalar, eldivenler, neler var neler… Say say bitiremem. :) Hepsinde aklım kaldı. (Bir tane 60ların ortasından pamuk bir bluz alıverdim ama :) ) En fazla öne çıkan parçalar, tabii ki çantalar ve 60’ların her döneminden -kabarık eteklerden, minilere kadar- oluşan envai çeşitte elbise oldu. Şefkat Hanım alanı hakkında maksimum bilgili ve muhteşem bir gözü var. Bu kadar rafine bir koleksiyon ancak onun kadar zarif birisi tarafından bir araya getirilebilirdi. Ürünlerin temizliğine gösterdiği önemi şu şekilde özetleyeyim: Dükkan pis ve havasız kokmuyor. Eski kokmuyor, küf komuyor, naftalin hiç kokmuyor. Ürünlerin hepsi tek tek kuru temizlemeye götürülmüş. Yeniliğini koruyamayanlar, kokanlar dükkana kesinlikle alınmamış. Bir kedi ve sahip arayan bir Husky ile gayet de hayvan dostu bir dükkan. :)
Dükkanın dekorunu da ürünlerin hepsini de tamamen bir kerede görmek mümkün değil. O kadar çok güzel detay, o kadar çok ürün var ki, hepsini keşfetmeye kalksak günler yetmez. O sebeple, en iyisi sevgili Şefkat’ten yardım istemek. :) O size her konuda yardımcı olur, yeter ki sorun. :) Bu kadar tatlı dilli, yaptığı işe gönül vermiş bir dükkan sahibesi olamaz.
Daha uzatmadan, size dükkanın adres bilgilerine ve en güncel ürün haberlerini bulabileceğiniz sayfaları paylaşmak istiyorum. Bir de fiyatlar 50 TL’den başlıyor, 500 TL’ye kadar çıkıyor. Siz yine de bir Şefkat Hanım’a sorun, hiç beli olmaz. :)
https://www.facebook.com/pages/Sand%C4%B1k-Vintage/174854705866353
https://twitter.com/sandikvintage
Not: Dior Bar Suit ile takım olacak sarı üstüne siyah benekli şapka-çanta takımının gelecekteki şanslı sahibesini şimdiden tebrik etmek istiyorum, güle güle kullansın! :)
I have recently visited a lovely vintage shop, that is on the Anatolian side od İstanbul. Here are some pictures below:











Üstteki iki fotoğraf, Mod bir düğün düşünenlere gelsin ;)




Filed under pırpır pırpır'ın küçük dünyası vintage 60s sandık vintage
Filed under burda moden Beyer's mode für alle vintage neue mode

İkinci memleketim Afyonkarahisar’ı çok sevdiğimi söyleyebilirim. Herkes onu bal kaymakla, sucukla, lokumla ansa da; benim için vişne ve kirazla özdeşleşmiş durumda. Her bahar sakura sevdasıyla yanıp tutuşan şahsımı, % 100 yerli olarak tatmin edebilen tek şehir Afyon. Öyle ki, 1 ay önceden “kirazlar tomurcuklandı mı, açtı mı, döküldü mü, aman ne olur dökülmesin!!!!” diye sayıklamaya başladım. Hastane-ev arası geçen günler arasında beni en çok sevindiren şey meyve bahçelerini gezmek oldu. Vişne, kiraz, elma, erik ve ayva karışık bir bahçeyi görme şansına nail oldum. Kirazlar (napolyonlar hariç) hep çiçek dökmüştü ama, bahçenin kalanı gelin gibiydi. İçim ilhamla, sevinçle dolup dolup taştı üzüntü arasında.
I can easily say that I love my “second” homeland Afyonkarahisar. Afyon means Opium by the way. Just trivial information. :) Afyon is famous for it’s milk cream-honey combination, Turkish Delight and spicy sausages. For me, Afyon stands for sour cherries and cherries. Every spring, when sakura fever takes over me, Afyon is the only local place I can go to enjoy the cherry blossoms. It really is an obsession. Among our days that took place between the hospitals and the house, the only thing that made me happy was to see the fruit gardens. I was lucky enough to see a garden that consisted of plum, apple, cherry, quince and sour cherry trees. The cherry blossoms (except for the Napoleon kind) were gone but, luckily, the rest of the garden was in full bloom, making every single tree look like a beautiful bride. I was filled with such inspiration and joy, in such saddness.










Filed under pırpır pırpır'ın küçük dünyası afyon afyonkarahisar

Merhaba! Yeniden tanışalım mı? Ben Pınar. Birşeyler üretmeyi, öğrenmeyi, eski olan neredeyse herşeyi (evet sevgili nineler, sizinle sohbet etmeye de bayılıyorum!) dikiş dikmeyi, mimariyi (Botter Apartmanı’na sarılmak isteyen tek kişi ben miyim?), sanatı çok ama çok seviyorum. 30’larda doğup, 60’larda görsel ve ruhsal yükleşimi gerçekleştirmiş olmayı çok isterdim ama bu zamanda doğup büyümemiz nasipmiş. :) Ayrıca bir vintage avcısıyım.
İşsizliğin meyvesi olan bu blog aslında, tüketmenin yanı sıra üretmeye başlamamın da dokümantasyonu aslında. Şimdi de biraz görsel bir günlük olmasını istiyorum. Bu doğrultuda çalışmalarımız hızla devam edecektir!
Tanıştığımıza memnun oldunuz mu? :)
Hello! Shall we meet once again from the start? I’m Pınar. I love producing stuff, learning, practically anything old (Yes grandmas and grandpas, I absolutely love having a nice chat with you guys!), sewing, architecture (Am I the only person who wants to give a hug to Botter Apartment?), and art very very much. I’d prefer to be born in the 30’s and had my visual and spiritual peak at the 60s but, oh well, here we are. :) I’m also a vintage hunter!
This blog, a fruit of unemployments is also a documentation me starting to make/produce things. Now, I’d like it to be more a like a visual diary, too. I’ll be working on it really hard!
Are you happy to meet me? :)
Filed under pırpır pırpır'ın küçük dünyası
İki hafta önce eşimin ailesini ziyaret etmek için Afyonkarahisar’a gittik. Ancak, ziyaretimiz esnasında bazı sağlık problemleri gündeme geldi ve o zamandan beridir de bu konu hakkında koşuşturuyoruz. Umarım herşey yoluna girer. Sağlık gerçekten de herşeyin başı.
Afyon’dan bir sürü fotoğrafla döndüm. Bunun dışında cismimi de bloga koymaya karar verdim, bakalım nasıl olacak :) Bu hafta dolu dolu yazılarda görüşmek üzere!
Siz neler yaptınız görüşmeyeli?
Two weeks ago we went to Afyonkarahisar (sometimes called Afyon) to visit my husbands family. But, some health problems occured and we have been busy about it since then. I really hope it turns out ok. Health is really the beginning of everything.
I’ve come back with a lot of photos from Afyon. Other than that, I’ve decided to appear on my blog, we’ll see how that turns out :) See you on loads of posts this week!
How have you been since last time?
Filed under pırpır pırpır'ın küçük dünyası


Gloria’s Weitmode dergisini daha önce ne duymuş, ne de görmüştüm. Ta ki aylardır ziyaret etmek istediğim bir dükkana yeniden uğrayana kadar. İçinde bu kullanılmış kalıpları bulmak, benim için daha da özel hale getirdi bu dergiyi. Yaşanmışlıktan izler taşıyan eşyalara bayılıyorum. İzahatler 4-5 cümleden zor oluşuyor ama olsun, kendisine bir şans vereceğim. :)
I have never seen, nor heard of Gloria’s Weitmode magazine until I’ve visited a shop that I have been longing to go for a while. Finding these used patterns inside it, made the magazine more special for me. I love finding things that has traces of a life from the past. The instruction of the patterns are not longer than 4-5 sentences, but hey, I’ll give it a try. :)
Filed under dikiş vintage vintage sewing magazines 50s gloria's weitmode vintage schnittmusterheft sewings 1950'ler pırpır pırpır'ın küçük dünyası
Great British Sewing Bee BBC’de yayınlanan, bir dikiş yarışması. Tilly and the Buttons blogunun yazarı Tilly’nin de katıldığı yarışmanın 3 bölümünü dün bir oturuşta izledim. Ve ağzım açık kaldı. Jüriler ne kadar bilgili, ve kimseyi ezmeden, kırmadan ego tatmini için uğraşmadan değerlendiriyor katılımcıları. Katılımcılar ne kadar kibar ve sevecen. Rekabet var ama cazgırlık yok, herkes hırslanmadan güzel güzel çalışıyor, kimse kimseye bağırıp çağırmıyor, zaman baskısı altında çıldırıp kendinden geçmiyor. Üstelik programda verilen dikiş genel kültürü ile ilgili bilgiler şahaneler.
Üzülerek Türkiye’de bu kalitede programlar yapılamayacağını söylemek durumundayım. Egosunu karşısındaki insana yüklenmek mahiyetinde tatmin edip, bilgi aktarmanın b’sini beceremeyen, kendini beğenmiş jürilerin; olayı magazine çevirip, televizyonda olmanın verdiği özgüven ve kazanma hırsı ile yarışıp kendini cümle aleme rezil edecek yarışmacıların tercih edileceği aşikar. Çünkü vatandaşlarımız kaliteli işleri değil, dramı seviyor. Böyle güzel bir programın Türkiye’de yapılması, yapılsa da yayınlanması ticari kaygılar sebebi ile mümkün değil. İnsan bazen ümitsizliğe kapılıyor. Umarım bu konuda beni utandıracak birileri çıkar.
İzlemek için bu bağlantıyı takip edebilirsiniz.
Filed under great british sewing bee sewing dikiş dikiş dikmek
1960’lardan hazır kalıpları kullanarak nasıl dikiş dikeceğinizi anlatan bir kitap!
A book from the 1960s that teaches how to sew an item from already drafted patterns!


Ve örgüyü sevenler için basit projelerin bulunduğu bir kitap!
And for those who enyoj knitting, a book about simple knitting projects!


İkisi de çok yakın zamanda dükkanda, takipte kalın!
Both will be soon available on my shop, so keep following me!
Filed under pırpır Pırpır'ın Küçük Dükkânı pırpır dükkan dikiş dikmek dikiş kitabı dikiş örgü knitting sewing
Yılın üçte birini bitirmişken, geriye 48 dikmek için 48 parça bırakmış oldum. Azimliyim, hedefime ulaşacağım!
Mad Men Challange 2’ye yetiştirdim ama bloglayamadığım için katılamadım. :( Bu aralar havalar tam hastalık havası, dikkat edin kendinize, olur mu?
Fazla uzatmadan işte (ütüsüz) elbisem!
Since one-third of the year is over, I am left with 48 pieces to sew. But, I’m ambitious, I will accomplish my goal!
I was able to finish it before the Mad Men 2 Challenge however, I wasn’t able to blog about it, so I ccouldn’t participate. :( Weather these days is very suitable for becoming ill, take care of yourselves, ok?
Aaaand here is my (unpressed) drees!



Filed under burda moden 1965 60s Fashion vintage dress pieddepoule dikiş dikiş dikmek diz altı elbise houndstooth kazayağı Pırpır'ın Küçük Dükkânı pırpır pırpır'ın küçük dünyası pırpır dükkan
Selamlar! Nasılsınız görüşmeyeli? Ben yine basılmamış etek mevzusu ile başbaşayım. Ne diktiğimi merak ediyor musunuz? Julia Bobbin’in Mad Men Challange 2 için bir elbise. Tam da 1966 senesinden!
Hello hello! How have you been since last time? I’monce more stuck with and unhemmed dress issue. Are curious about what about what I’m sewing right now? A dress for Julia Bobbin’s Mad Men Challange 2. Straight out of 1966!

Diktiğim elbise sağ tarafta arz-ı endam etmekte. Güzel olursa, krep şifondan ceketini de dikmeyi düşünüyorum. Kol takma problemi yok gibi duruyor.
Bunun dışında, 60ların sıkıcı olması mümkün değişmiş gibi duruyor:
I’m making the one on the right hand side. If it turns out good, I will make the jacket from crepe-chiffon, too. There doesn’t seem to be an “inserting the sleeve” problem with it.
On other news, it will never be possible 60s to be boring :





Filed under vintage sewing dress 60s Fashion Burda Moden pırpır po pırpır'ın küçük dünyası chiffon crepe chiffon